Mevsime Göre Bitki Bakım Takvimi
Balkonda bahçecilik yapmaya başladığım ilk yıl en büyük hatam, bitkileri hep aynı şekilde bakmaktı. Ocak ayında da temmuzda da aynı sıklıkta suluyor, aynı gübreyi veriyor, aynı yeri seçiyordum. Sonuç: yazın kavrulan fesleğen, kışın kökleri çürüyen nane. Bir mevsim bitki bakımı takvimi çıkarıp buzdolabının kapağına asana kadar da işin mantığını gerçekten kavrayamadım. Çünkü bitkiler bizim programımıza göre değil, ışığın ve sıcaklığın ritmine göre yaşıyor. Aşağıda, kendi balkonumda deneyerek öğrendiğim dört mevsimlik düzeni olabildiğince sade anlatmaya çalışacağım.
İlkbahar: Uyanış ve en yoğun iş sezonu
Benim için gerçek bahçe yılı şubat sonu–mart başında başlıyor. Havalar ısınmaya başlamasa da gündüzler uzuyor ve bitkiler bunu hissediyor. Saksılarda ilk yeni yapraklar çıktığında "tamam, artık besleme ve büyütme dönemi" diyorum.
İlkbaharda yaptığım işler kabaca şöyle sıralanıyor:
- Toprak tazeleme: Her saksının üst 3-4 santimini alıp yerine yeni harç ve bir tutam solucan gübresi koyuyorum. Büyümüş bitkileri bir boy büyük kaba alıyorum; doğru saksı ve toprak seçimi konusu tam da bu dönemde işe yarıyor.
- Budama: Kışın kuruyan dalları, sararmış yaprakları temizliyorum. Nane, kekik, biberiye gibi çok yıllıklarda cesur bir budama baharda misliyle geri dönüyor.
- Tohum ekimi: Domates, biber, patlıcan gibi uzun süre isteyenleri mart başında iç mekânda pencere önünde başlatıyorum. Fesleğen, maydanoz, roka için nisan sonunu bekliyorum.
- Gübreye başlangıç: İlk yeni sürgünü gördüğüm haftadan itibaren iki haftada bir seyreltik sıvı gübre veriyorum.
- Çoğaltma: Çelik almak için en verimli dönem bahar. Tek bir sardunyadan üç saksı yapmak burada mümkün.
Bir uyarı: Nisan başında hava on beş derece olduğu için fideleri balkona çıkardığım bir yıl, gece gelen soğuk hava dalgası hepsini yaktı. O yüzden gece sıcaklıkları istikrarlı şekilde 10 derecenin üstüne çıkmadan naçizane bitkileri dışarıda gecelemeye bırakmıyorum.
Yaz: Su, gölge ve hasat dengesi
Yaz, balkon bahçeciliğinin en keyifli ama en acımasız mevsimi. Beton zemin ve duvarlar ısıyı depoluyor, saksıdaki toprak hacmi küçük olduğu için sabah suladığınız bitki akşama pörsümüş olabiliyor. Güney cephesi bir balkonda temmuz öğleden sonrası doğrudan güneş, çoğu yeşillik için işkence.
- Sulamayı sabah erken saate ya da akşam güneş çekildikten sonraya alıyorum; öğle sıcağında sulamak hem verimsiz hem yaprak yakıyor.
- Küçük saksıları bir araya toplayıp birbirlerine gölge yapmalarını sağlıyorum. Tekerlekli, hareket ettirilebilir bir düzenek kurduğumdan beri saksıları gün içinde gölgeye çekmek çok kolay.
- Toprak üstüne bir parmak kalınlığında malç (kuru çim, hindistan cevizi lifi, hatta kağıt) koyuyorum; buharlaşma belirgin şekilde azalıyor.
- Fesleğen ve reyhanda çiçek tomurcuklarını koparıyorum, yoksa bitki yaprak vermeyi bırakıyor.
- Domates, salatalık, biberde hasat başlayınca gübre aralığını sıklaştırıyorum; meyve vermek bitkiye pahalıya geliyor.
- Yaz aynı zamanda kırmızı örümcek ve yaprak biti mevsimi. Haftada bir yaprak altlarına bakmak, sorun büyümeden çözmenin en ucuz yolu.
Sonbahar: Toparlanma ve kışa hazırlık
Eylülde havanın yumuşaması bitkiler için ikinci bir bahar gibi. Bu dönemi ben "onarım ve depolama" mevsimi olarak görüyorum. Yazın yorulan bitkiler biraz nefes alıyor, ben de kış için altyapıyı kuruyorum.
- Eylülde ıspanak, roka, maydanoz, tere gibi serin sever yeşillikleri ekiyorum. Bunlar kasım ayına kadar rahat hasat veriyor.
- Ekim ortasından sonra gübrelemeyi kesiyorum. Geç verilen azot, kışa girecek bitkide zayıf sürgün üretiyor ve soğukta ilk zarar gören o oluyor.
- Sulama sıklığını yavaş yavaş azaltıyorum. Aynı program eylülde doğruyken kasımda fazla su demek.
- Yaz sebzelerini sökerken sağlıklı bitki artıklarını kompost kovasına atıyorum. Mutfak atıklarıyla birlikte bahara güzel bir toprak katkısı çıkıyor.
- Boşalan saksıları yıkayıp kuruttuktan sonra üst üste istifliyorum; kışın çatlamalarını böyle önlüyorum.
- Kekik, biberiye, adaçayı gibi otları kurutmak için en iyi zaman sonbahar başındaki son hasat.
Kış: Az müdahale, çok gözlem
İlk kışımda en çok zararı iyilik yapmaya çalışarak verdim. Bitkiler durgunluğa geçmişken ben onları sık sık suluyor, gübreliyor, yer değiştiriyordum. Oysa kışın işim neredeyse sadece izlemek.
- Sulamayı toprağa parmağımı sokarak karar veriyorum; üst 3 santim kurumadıysa su yok. Kışın kayıpların çoğu susuzluktan değil, fazla sudan.
- Saksıları zeminden yükseltiyorum. Soğuk betonla temas eden saksıda kök bölgesi çok daha hızlı donuyor; strafor ya da tahta parçası bile fark ediyor.
- Cam kenarına aldığım bitkileri geceleri perde ile cam arasında bırakmıyorum; orası balkondan bile soğuk olabiliyor.
- Işık azaldığı için içeriye aldığım bitkileri en aydınlık pencereye taşıyorum, ara ara saksıyı çeviriyorum.
- Kalorifer yakınındaki kuru hava örümcek akarını davet ediyor; yaprakları haftada bir ılık suyla silmek işe yarıyor.